¨˜SananaAkİ BaNAneSaN(•̪●) ¨˜®

Yamacınızdaki Uzak Doğulu ;) ....


29 Ekim münasebetiyle biz öğrenci milletine bahşedilen 4,5 günlük tatilin yollarda geçen kısmından geriye kalanını geçirmek için memleketimde, evimde, pc min başındayım.Her mekanın kendine has değişmeyen bir kokusu vardır bilirsiniz ama özellikle benimsediğimiz evlerin _yuva olanlarının_kokusu daha bir başkadır, işte şuan o başka kokunun her yanımı sardığını çok iyi bildiğim halde ben zerre miskal birşey duymuyorum çünkü buraya gelmezden az evvel soğuk algınlığı destekli gribal enfeksiyon oldum üzerime afiyet.Aklınıza hemen kötü bişey gelmesin hem ünivden gelmiş hem grip noluyoruz falan diye, zaten işkilliyim bi de siz karıştırmayın ortalığı :) Ama yok yok ,işkilli falan değilim herzamanki hastalıklarımdan hiç bir farkı yok, masum bir grip benimki uçan veya kaçan herhangi bir hayvanla bir ilintisi olduğunu zannetmiyorum.( inşalllahülazim,sübhaneke veteala ,barekallahu fih,cezakallahu hayran) :D Pazartesi günü ünivler aşı olacakmış galiba bizim okulda olcak mı acaba ? Uludağ ünivinin herhangi bir fakültesinde görülmüş mü malum hastalık, duyan var mı ? Dünyadan haberim yok bea.Bilmeyen de beni mahrumiyet bölgesinde sanır, uzun zamandır sanal alemde de yokuz inzivaya çekildiğim falan izlenimi de vermiş olabilirim yine bilmeyenlere . Bölgesini bilmem de bir çok konuda birçok şeyden kendimi mahrum tuttuğum ,Özellikle bir yere çekilmek denemez ama bir çok şey,kişi ve kuruluşa karşı kendi çapımda bir inziva yaşadığım söylenebilir sanırım.Aaaa Japon ! Yani Japon kavramı :P o kelimeyi telaffuz etmeyip üzerinde herhangi bir düşünceye kapılmayalı çook uzun zaman oldu gibi geliyor.Artık başka ülkelerle ilgileniyorum :P :D Bunlar haricinde hayatımda önemli değişiklikler de yok zaten son zamanlarda günlük yaşamaya bakıyorum, geleceği fazla düşünmüyorum, hiç birşey üzerinde tam yoğunlaşmıyorum -derslerim üzerinde bile :D- ''Uyum'' anahtar kelimem , okuluma ve Bursa'nın rüzgarına alıştım,bu arada hala okul diyorum (bknz:bir alt post) iyi espiri yapan ve benim espirilerimi çok iyi anlayan bıraksam sabaha kadar olmayan bi olayın geyiğini sürdürebilecek bir arkadaşım var hem evde arkadaşım hem okulda arkadaşım baya arkadaşım yani :) Bu arkadaşla birlikte takılıyoruz herdaim kimseye mudana etmiyoruz mudanadan geçtin aslında kimseyi tanımıyoruz ama aldığımız bir takım duyumlara göre millet bize baya aşinaymış ,farlı giyiniyormuşuz ,farklı durup farklı bakıyormuşuz ingiliz asaleti taşıdığımız dalgası falan yayılıyormuş kümeleşmeler içinde ama o ingiliz asaleti o polat alemdar bakışıyla fakültenin ortasında kakaolu süt içişimiz zirve noktamızmış bide son zamanlarda sırf can sıkıntısına telli bir zımbırtıyla yerdeki kuru yaprakları çekeleyip poşetlere dolduruşumuz ve bu görevi asıl yapması gerekenlerin banklarda oturup çay içmesi bizi ahaliyle kanka bile yapabilirmiş de biz hala kendi dünyamızda yaşıyoruz işte olup bitenden haberimiz yok bunları da yanlışlıklamayla duyduk :D zaten pek de tınlamıyoruz.Öyle işte.....bu gece annemleri beklerken ki kendileri şehirdışındalar sabaha karşı gelecekler bir iki bişey çizıttırıverıyın dedim.Blogger olma sıfatımın yarısından çoğunu kaybettiğimin farkındayım_okuyamıyorum,yorumlayamıyorum,güncelleyemiyorum,imaj değiştiremiyorum falan feşmekan_yine de yolu*** düşüp okuyan olur diye tarihlerden denk düşenine bir iki iz düşebilirim gibi geliyor vaktim oldukça :) Vefalılardan ya da yolu yeni düşenlerden denk gelip okuyanı olursa*** selam ve selamet olsun diyor bir dahaki yazının ne zaman olacağını hiç bilmeyerek iyi geceler diliyorum . Hep siz mi bakacaksınız boşverin başkaları iyi baksın size :)) Bakakalcaklarına eminim :D hohoyyt Türk milleti olarak olay, kişi ve kuruluşlara sadece bakmakla yetinmeyi pek iyi biliriz.Sosyal içerikli, mesaj kaygılı notumu da düştüm iyi uyurum bu gece.Haden cümleten güzel rüyalar olsun..

Not :kırmızı üçlü yıldızlar arasına aldığım kısımda ''denk'' ve ''düşmek'' gelimelerini çok sık kullanıp anlatım bozukluğuna yol açmışım yeni farkettim kusura bakmayın.He bunu yazmak yerine onları düzeltmek daha mantıklı olurdu ben de biliyorum ama yazının çıkış doğallığını bozmak istemedi içimdeki bi edebi taraf :P bi serbest akımcı :P bi naturalist :P saygılar sunarım...


Bursa çok eser dediler, doğruymuş. çok esiyor. dışarıya çıkmanın akıl karı olmadığı bir esiş dışarıda uğultular koparırken okula gitmek durumunda olmak çok üşütücü .Evet hala okul diyorum !!Neymiş efendim artık Üniversiteli olmuşuz okul yerine Fakülte, tenefüs yerine ara demeliymişiz ders yerine de blok :/ Kabullenemiyorum ben, 90 dk lık blokların her 45 dakikasında liseden kalma bir alışkanlıkla tenefüsüm geliyor, çıkamayınca da cırlayasım geliyor, içimde bi enerji birikiyor ama bakıyorum imkanı yok çıkmanın içimde patlıyor sıkıntım :( Gerçi çıksan hesap soran falan da yok girmesen de problem değil. nerde o eski yoklamalar,'' burdaaa'' demeler, derse gelmeyince yok yazılmış olmanın verdiği vicdani rahatsızlık.Bahçeden dışarıya çıkmanın yasak olması ,müdürün öğrencileri bulmak için okul çevresinde turlar atması :((((( Ben Liseyi özlüyorumm hem de çoook özlüyorum.Üniversite dediğin çok resmii, aralarda bahçede bir sürü kişi olmasına rağmen hiç ses çıkmıyor herkes yetişkin herkes olgun huzur evi bahçesi de ancak bu kadar huzurlu ,sessiz ve yeşil olabilirdi.Rahatın batması böyle birşey mi oluyor acaba ?? O diğil de Bursa gerçekten çok Rüzgarlı hatta biraz uğraşsa fırtınalı bile olabilir..AH MİNEL İSTANBUL

Yurtdışındaki okullara ne olmuş ? Bizim öğrenciler yemiyor içmiyor yurtdışındaki okullara gideyim diye takla atıp amuda kalkıyorlar dışarda ne kadar öğrenci varsa da tersine bizim okullara mı geleyim diye uğraşıyor ? Onlar için de burası takla atılıp amuda kalkılarak gelinmek istenilecek bir yurt dışı mı olmuş oluyor acaba ? Buranın vatandaşı olmasam özeneceğim neredeyse (-_-) Onlar mı mersine biz tersine biz mi mersine onlar tersine bilemedim.Bildiğim bişey varsa o da mevcutlarının oldukça çoook olduğu.Üstelik hepsi de erkek.İki haftadır okuldayız rastalayıp tespit edebildiğim Türkün sayısı 7 yi geçmez .Uzaktan görüyorsun Türk gibi duruyor yakınlarından bi yerinden geçerken bi başlıyorlar şangır şungur konuşmaya hangi ülkenin dili onu dahi çıkaramıyoruz çoğu zaman. Japonya ve Kore hariç bütün ülkelerden ikişerli üçerli gelmişler (-_-) Hele benim sınıfımın katı tamamen onlarla dolu .He şikayetçi miyim bu durumdan ?Aslında hayır :) adapte olmanın en sıkıcı günlerinde okulun en eğlenceli tarafı onlar :D Sadece bozuk Türkçelerini dinlemek bile yetiyor .Geçen gün biri çay kaşığı isteyecek yere kürek dedi mesela bir diğeri de koridorda paaafesoo! paaafesooo!diye bağıra bağıra koşuyordu kendi dilinde bi hitap falan diye düşündük meğer profesör demek istiyormuş :D Daha bir sürü ilginç cümleleri ve kelimeleri mevcut ama sokak ağzını süper kapmışlar Naber Lan ,Oha Çüş gibi argo kelimeleri telafuzları bile Türkler gibi ama Türkçe de dahil diğer tüm dil derslerinin dilbigisinden kalıyorlarmış :P Bizlerle fazla muhatab olmuyorlar kendi hallerinde çiçekli çiçekli plaj şortlarını giymişler seriliyorlar çimenlerin tepesine bıdır bıdır bişeyler söyleyip akılları sıra etrafa hava atıyorlar ama tınlayanına pek rastlamadım :P Ama ben kararlıyım her ülkeden bi tane arkadaş edincem kendime çevremi genişletip class olcam :D Geçen bi Alman kızla arkadaş olup ilk siftahımı gerçekleştirdim diğerleri de zamanla gelecek bakalım .Ybancıları sevelim sevmeyenlere sevdirelim.Gurbet ellerde yapayalınızlar yazıııık .çOğu da ürkek ürkek bakıyor zaten azarlayıp aşağılayacakmışız gibi bi diken üstünde gibiler nedense.Neyse bundan sonra ben onları koruma ve kollama derneği kurcam okulda :D :D :D Maksat spor olsun Vakit geçsinn.
;) Görüşmek üzere .

iŞTE BUNA ŞAŞIRDIM!!



2. Abdülhamid’in Japonya’ya 1889'da robot hediye ettiği ortaya çıktı. 'Alamet' adı verilen insan şeklinde robotun özelliği ise sema edip yarım metre yürüyebilmesi ve saat başı ezan okuyabilmesi.

Japonlara ilk robot Abdülhamit'ten

Osmanlı’nın son dönemine damgasını vuran Sultan 2. Abdülhamid Han’ın, günümüzde teknolojiye öncülük eden Japonya’ya 1889'da robot hediye ettiği anlaşıldı. İnsan şeklinde tasarlanan ve ismi ‘Alamet’ olan robotun özelliğinde ise yok yok. Araştırmacı-Yazar Oktan Keleş’in arşivinde yer alan Alamet’in orijinal fotoğrafları Yıldız Sarayı yangınında zarar görmüş. Ancak fotoğrafın kalan parçaları bile 120 yıl sonra ilk kez gündeme gelen bu ilginç olayı anlatmaya yetecek cinsten.

GONG YERİNE EZAN SESİ

Sultan Abdülhamid’in çağdaşı olan Japon İmparatoru Meji’nin yeğeni Prens Komatsu’nun, gemiyle İstanbul’a gelişi ve Sultan’a çeşitli hediyeler getirmesiyle başlıyor bu ilginç tarihi olay. Sarayda ağırlanan prensin ardından 1889’da İstanbul’a özel elçiler gönderen Japon İmparatoru, Sultan Abdülhamid’e Japonya'nın en büyük alameti olan, Büyük Krizantem Nişanı’nın da içinde bulunduğu çeşitli hediyelerle beraber bir mektup yollar. Japon İmparatoru mektubunda Abdülhamid Han'dan, İslâm dini, ilim ve teknolojik gelişmeler, vakıflar, hayır kurumları gibi konularda Japonca veya Fransızca bilgiler gönderilmesini rica eder.

Abdülhamid Han, saat mekaniğini çok iyi bilen ve aynı zamanda Yeni Kapı Mevlihânesi saat sanatkârı Musa Dede'den daha önce hiç yapılmamış, eşi benzeri olmayan, teknolojik bir saat yapmasını ister. Derviş Dede bir fikir ortaya atar ve "Bu saat Semâzen şeklinde olsun. Her saat başı kollarını açıp semâ etsin ve gong çalsın" der. Sultan Abdülhamid Han projeyi inceledikten sonra, gong yerine robotun her saat başı ezan okumasını ister. Oktan Keleş, robotun yapımından kısa bir süre önce icat edilen gramafon sayesinde ses kaydı alınabildiğini söyledi.

kullan

ALAMET ARADA KAYNADI

Ertuğrul Firkateyni’yle Japonya’ya gönderilen Alamet’in şimdiye kadar duyulmamasının belgelerdeki eşanlamlı ifadelerden kaynaklandığını belirten Keleş, “Tarihi kayıtlarda ‘Osmanlı nişanları, hediyelerle beraber Japon İmparatoru'na takdim edilmiştir" şeklinde geçiyor. Osmanlıca nişan kelimesiyle ve robotun ismi olan ‘Alametí kelimesinin eş anlamı olduğu için robot olan Alamet adeta araya kaynamış" diyor.

Sultan Abdülhamid Han asrın teknoloji harikası bu eseri, Ertuğrul Firkateyni vasıtasıyla yazılmış özel bir mektup, hediyeler ve nişanlar ile beraber Japon İmparatoru'na göndermişti. Firkateyn dönüş yolunda 450 mürettebatıyla birlikte batmıştı.

120 YIL ÖNCEKİ BULUŞ

Keleş yapılan robotun özelliklerini şu şekilde sıraladı: “Semâzen şeklinde, normal bir insan boyuna yakın, saatli bir robot. Kaideye oturtulmuş gövdesi; saat başı semâ ediyor, bu esnada kollarını açıyor, gümüş levhalardan yapılmış etekleri açılıyor ve aynı anda ezan okuyor. Tüm bunları yaparken yarım metre yürüyor, hem dönüyor ve ezan bitince de tekrar yarım metre geri giderek yerine dönüyor; kollarını ve eteklerini indiriyor. Robotun tamamı gümüş ve altın kaplamadan yapılmıştı. Robotun arka kısmında kurma yeri mevcuttu ve yedi günde bir kuruluyordu."


aMA ASlında Şaşırmamak Lazım

Osmanlı Padişahlarının nasıl oluyorda Osmanlı Padişahları

olduklarını iyi biliyoruz.

:)

İlim .Feraset.ince fikir,zeka,nezaket,ve asalet

zamanında japonlara robot hediye etmişiz yahu

ehueheh sevdim bunu ;)

ÇakmaJaPoN

Fotoğrafım
¨˜SananaAkİ BaNAneSaN(•̪●) ¨˜®
''Yamacınızdaki Uzak Doğulu ;)....
Profilimin tamamını görüntüle

FİLİSTİNE SELAM BOYKOTA DEVAM

FİLİSTİNE SELAM BOYKOTA DEVAM
Yapılanları unutmayacağız !!!

BeAuTy

BeAuTy

EnErGy

EnErGy

LoVe

LoVe

.

DaNgErOuS

DaNgErOuS

.........

kalite kontrol

Bulutmus yorumcular icin :P